Video Ads

      No Comments on Video Ads

Bir dönem, özellikle de Twitter sayesinde o kadar çok şey yazdık ki, her birimiz kendimizi birer yazar sandık. Sonra yazmaktan sıkıldık, yazılanları okumaya başladık ama karakter sayısının 280’e çıkmasıyla birlikte aslında okumaya üşenen bir toplum olduğumuzu yeniden hatırladık. Bu sefer de YouTube’un rengarenk, büyülü dünyasına düştük. Her şeyin kanalı vardı. Uçsuz bucaksız bir dünyaydı YouTube.

Başlarda yurdum insanı denebilecek YouTuber’ların, adım adım zirveye tırmanışına ve bir zamanların televizyon yıldızlarının yerlerini alışına tanık olduk ve bizatihi bu yükselişe aracılık ettik. Sonra bizim “tık”larımızla birden zenginleşen ve kendilerinin dahi hayal edemeyeceği bir hayatı yaşamaya başlayan bu insanların lüks yaşantısı sinirimize dokunmaya başladı. Pek çok YouTuber’ı artık samimiyetsiz olmakla suçluyorduk. Her şeyi bizim yerimize onların deneyimlemesine sinir olmaya başladık. E tabii bu süreçte yüzler eskidi, şimdi artık herkes, herkes gibiydi. Reklam geliri adına uzayan video süreleri ile, mobil cihaz kullanıcılarının dikkat süresinin 8 saniyeye düşmesi arasındaki negatif korelasyon aşikârdı.

Sıkılganlığımız yine sahne aldı ve bize yine daral gelmeye başladı. İşte tam bu sırada Türkiye’de podcast yayıncılığı cılız adımlarla da olsa kendini göstermeye başladı. Yukarıda kabaca sosyal medyadaki davranış eğilimimizi özetlemeye çalıştım. Elbette ki her bir kırılımın arkasında pek çok sosyolojik faktör yatıyor. Bu yazıda belirttiğim pek çok şey hala araştırılmayı bekliyor ve bu nedenle de varsayım seviyesinde kalıyor.

Bourdieu sosyolojisini benimsemiş ama mesleğini profesyonel olarak icra etmeyen bir sosyolog olarak şunu diyebilirim ki, podcast alanında yeşerme var. Trendin üç sacayağı da olgunlaştı: tarihsel süreç/konjonktür, yayıncılık alanı ve alanın eyleyicileri. Hem yazıyı fazla uzatmamak hem de akademik dile boğmamak adına bu üç başlığı tek tek açmayacağım ama onun yerine birbiriyle bağıntılı düşünülmesi gereken noktaları ortaya karışık sıralayacağım. Zira toplumsal hiçbir olgu tesadüfen ya da birden bire ortaya çıkmaz. Her şey birbiriyle bağıntılıdır. Son birkaç yıldır hapse giren, gözaltına alınan, işsiz kalan gazeteci ve haberciler alternatif medyaya duyulan elzem ihtiyacı çok somut bir şekilde gözler önüne serdi.

READ  InMobi Acquires U. S. Based Advertising and Data Company, Pinsight Media – Daily South Africa

Ana akım medyadan sürülerek işsiz kalan yüzlerce gazeteci mesleklerini icra edebilmek adına, yeni medyanın da olanaklarını kullanarak alternatif bir yayıncılığın ve haberciliğin sinyallerini verdi. 2018’de bu eğilim hepten ivme kazandı. MedyaScope’un öncülerinden biri olduğu çevrimiçi yayıncılığı bugün artık hemen her gazete ve haber portalı benimsemiş durumda. Web TV’leri, gazetecilerin kendi adlarına açtıkları YouTube kanalları takip etti. Kimisi yayınlarını kendi dot.

com’larından yapmayı tercih etti. Bir kısmı kendi sahne şovunu hazırlayarak turneler yapmaya karar verdi, bir kısmı da kendi radyo kanalını açmaya karar verdi bkz. : Kafa Radyo. Şimdiyse sırada, göklerden gelen yeni karar vardı: ‘Anlat,’ dedi göklerden gelen ses, ‘iyi bir hikâye anlat!’ Storytelling ya da Türkçesiyle “hikâye anlatıcılığı”. Tüm bunlara, podcast hazırlama programlarının doğuşu, Spotify, Google Podcasts, Apple Podcasts, Pandora, Stitcher, Spreaker, Patreon gibi platformların yaygınlaşması ve platformlar arası rekabetin kızışması dolayısıyla podcast alanına yapılan yatırımın artması, mobil cihazlarımızın aylık web kotasının artması, internetin ucuzlaması, podcast içeriklerinin çeşitlenmesi ve nişleşmesi, “izlemekten” dinleme kültürüne evrilişimiz, dinlemenin izlemekten daha kolay ve pratik bir eylem olması, her geçen gün trafikte geçirdiğimiz sürenin artması, akıllı hoparlörün piyasaya sürülmesi, kitlesel fonlama mekanizmalarının doğması, marka ve mecraların podcast yayıncılığını yeni reklam mecrası olarak görmeye başlaması, artan sansür ortamında anonimliğin öneminin artması ve kaliteli içerik için aylık belli bir ücret ödeme eğiliminin artarak premium dijital abonelik ekonomisinin gelişmesi gibi faktörleri ekleyince ortaya çıkan sonuca şaşırmamak lazım.